Bab-ı Esrar genel itibariyle beklediğim gibiydi. Zaten alimlere, onların hayatlarına ilgiliyimdir. Konya'da geçen, içinde Mevlana Celaleddin Rumi'nin hocası Şems-i Tebrizi'nin de olduğu bir hikaye cezbedici. Yine de İsa Mesih ile ilgili küçük detaylarda yaptığı hata göz ardı edebileceğim türden değildi. Sen, o kadar kaynaktan yararlan sonra herkesin bildiğini 'yapayanlış' yaz(!) Neyse... Ahmet Ümit'in polisiye gibi yazar camiasında baş tacı edilen bir dal olmamasına rağmen kullandığı edebi dile sevgim saygım sonsuz olduğundandır, kendisine yüklenmekte beis görmüyorum.
***
"Mıchael J. Fox parkinsonmuş" demişti ablam bir gün (çok seneler evvel) Geleceğe Dönüş serilerinden aşığız tabi kendisine. Çok üzüldük fakat parmaklarını mı çıtlatıyormuş diye geyik yapmaktan geri kalmadık. Kimden duyduk bilmiyoruz ama öyle bir şehir efsanesi vardı bir zamanlar, parmak çıtlatmanın kireçlenmeye ya da parkinsona sebep olduğuna dair. Hatta başta kendim olmak üzere çevremde ki bir çok insanı da potansiyel parkinson hastası olarak görürdüm. Öyle bir şey yokmuş! Doktor ağzından duydum. Serbest! çatır çutur devam. Ama bir sorun var, bunu duyduktan sonra ritüelim eski tadı vermez oldu.
***
Eurovision'a Hadise gidecek. Tamam. Mor ve Ötesi'nden Hadise'ye zıplayacak kadar tutarsız olmamızın nedeni geçtiğimiz sene şuh ve hoş bayanların derecelere girmiş olması, bunu da bir yere kadar anlayabilirim. Peki ya bu sene konsept değişecek olursa? Belki rock ağırlıklı parçalar daha fazla sevilecek. Ya da çok başka tarzların ortalamaları yüksek olacak. İşte o zaman, geç kalmaya bile geç kalmak diye buna denirdi...
Bence bu işe en uygun isim Hayko Cepkin idi. Tabi onun göğüsleri ve uzun bacakları yok. Ama Hadise'nin de bir gözü diğerinden daha iri değil.
Bilemiyorum...
Ben bütün gün Hayko Cepkin dinliyorum. Düm tek tek isimli eseri daha duyduğum ilk an bıkmıştım.

