Pazartesi, Kasım 23, 2009

Ferhanizm



Geçtiğimiz haftayı elimde Ferhan Şensoy'un 2019 adlı oyununa ait biletlerle bakışarak ve Cumartesi gününü kâh sabırla, kâh sabırsızlıkla bekleyerek geçirdim. Cumartesi günü oyuna 1 saat kala öğreniyoruz ki 4 kişi gideceğimiz oyuna bizden habersiz  4 kişi daha eklenmiş. Vakit gelince Beyoğlu'na doğru yola koyulduk, oyunun başlamasına 10 dk. vardı koltuklara yerleştik programa kendilerini de dahil edenler geldi onlar da oturdular. Oyun başladı. Ben Ferhan Şensoy'u sahnede görür görmez gözleri dolan, coşan bir insanım. Çok uzun ömür, sağlık, nice oyunlarını izleyebilmek ve yazdıklarını okuyabilmek için dua ettim. İzledim, çok güzel zaman geçirdim. Oyun bitti, dışarı çıktık. Gayet gereksiz bir tip -Olurda bu kadar kötü bir oyun olmaz- gibi birşeyler geveledi, bende büyük bir zevkle o aptal suratına bakıp -seyirci çok kötüydü- diye karşılık verdim. Cevap yok... -Sen ne anlarsın- dedim içimden
Sonrasında bir yerlere gidildi, herkesin bira içtiği mekanda ben bir Ferhanşensoysever olarak şarap da severim tabii bir kadeh şarap istedim ve kadeh kaldıran eşime -Ferhan Şensoy oyunlarına- diyerek karşılık verdim o da bana eşlik etti.

*
*
*

 Ferhan Şensoy'un oyunun sonunda söylediği  "Din güzel bir şiirdir cinayetler barındırmaz" diye başlayan o güzel şarkısı kafamda, dilimde günü sonlandırıyorum.  Bir  oyununu daha dünya gözüyle izleyebildiğim için  şükrediyorum.































Salı, Kasım 17, 2009

consume obey die




İki gündür Disko Kralı programının jenerik şarkısını dinliyorum. Rahatlıkla uzun zamandır dinlediğim en iyi türkçe parça diyebilirim. Bayülgen'in Hayko'yu böyle bir numaralı adamı yapması, sürekli programlarına çıkarması, onun bulunmadığı zamanlarda bile programında ismini zikretmesi, desteklemesi çok hoş. Şarkı sözleri, müzik, slogan, klip hepsini beğendim. Yeni albümünü sabırsızlıkla beklediğim Hayko'yu öncesinde böyle yeni bir çalışmayla ve tabii ki yeni imajıyla görebilmiş olmaktandır berhudarım.



Cuma, Kasım 13, 2009

Minik



Sevimli bir orkidem oldu, henüz bebek kendisi. Benim orkidelerle geçmişim pek iç açıcı değil, gerçi toplam iki kere baktım ikisi de kısa zamanda beni terkettiler. Bu üçüncü deneme. Çiçekçinin dediklerini yapıyorum ama olmuyor işte. Böyle ufak tefek, yavru bir orkideyi nasıl yaşatırım bilemiyorum. Ofiste ki masama koydum şimdilik, gerekli sevgi ve şefkati gösterebilmem için gözümün önünde durması iyi olur gibi geldi...

Çarşamba, Kasım 11, 2009

Sinema & Ütopya



Audrey Tautou’nun başrolünü oynadığı Coco nun henüz Chanelleşmediği (!) dönemleri anlatan filmi izledim, beğendim. Beklentimi karşıladığı için memnun ayrıldım salondan ve ne tesadüftür ki izlediğim diğer Chanel filmi ile aynı sinema salonu, aynı saat ve hatta aynı koltuklara denk düşebildik. İlk izlediğim filmi pek beğenmediğimi söylemiştim ama şu da bir gerçek ki o film aslında bunun devamı bu nedenle de vizyona daha geç girmesi gerekli imiş.İki filmin arasında ki tatlı göndermeler, ayrıntılar hoştu. Chanel'e saygı duydum, büyük aşkı görüyoruz ki sosyeteye şapka ve bayan giyisileri açması için maddi olarak yardım eden aşığıymış. Biraz sıra dışı bir hayat, kendisi pek cesur, güçlü, gözü kara ve sevdim mi tam seven tiplerden. Böyle bütün Chanel filmlerine giden bir tipmişim gibi bir izlenim bırakmak istemem hepsi Fransızca ve  Audrey Tautou’nun hatrınaydı...


***


Kim demiş Ütopya hayal ürünü bir devlet diye? İşte tabelası bile var, Mesut tarafından fotoğraflandı. Thomas More bunun ne tabelası olduğunu duysa mezarında ters döner herhalde. İroni, sen nelere kadirsin...



Salı, Kasım 10, 2009

10 KASIM

Seni Özlüyoruz ATAM!!!

Pazartesi, Kasım 02, 2009

PZT.




Cuma günü,  Pedro Almodovar'ın son filmini izledim. - Los Abrazos Rotos - Film o soğuk, yağışlı ve karanlık havaya çok uygundu. Beni yeterince gerdi, neşelendirdi, gönül telimi titretti ve müzikleri yine hüzünlendirdi. Bütün Almodovar filmlerinde olduğu gibi...


***


Cumartesi günü yorucu ama güzeldi. 29 Ekim tatilini fırsat bilip İstanbul'a gelen kardeşim, ben ve ablam birlikteydik. Pazar Burcu'yu uğurladık. Oldu işte yine Pazartesi ve Pazartesi'ye çok yakışır bir giriş yaptım ve yaptık... Benim yüzümden Mesut işe çok ama çok geç kaldı,  ben olmasaydım da geç kalacaktı ama bugün bütün yılın geç kalma haklarını kullandı diyebilirim.




İşe yetişmeye çalışırken, yağan yağmurun ardından hızla güneş çıkınca akabinde  gökkuşağı belirdi, bu kadar uzun süre variyetini koruyabilen bir gökkuşağına ilk kez rastlıyorum. Kaybolmak bilmedi, sanki rahat rahat fotoğrafını çekebilelim diye bize poz veriyordu, çok cömertti..