Pazartesi, Haziran 30, 2008
Cumartesi, Haziran 28, 2008
ŞİFA

My Heritage.com'un yüz tanımlamasına göre Stephanie Symour en fazla benzediğim ünlüymüş. Bir başka fotoğrafta Sharon Stone dedi mesela. Oha, demek istiyorum.Alakam yok!
***

Mayıs'tan itibaren Allah'ın her günü 50 faktör güneş kremi sürmek zorunda kalan biri daha var mı merak ediyorum. Yoksa yalnızca ben miyim? Dışarda geçirdiğim zaman dilimi hiç önemli değil, istersem fırından ekmek almaya gideyim. Yüzde bir gerilme ve tabi ki kaşıntı, kuruluk... İşi şansa bırakamam, kremim hep çantamda olmak zorunda.
***
Seneler önce yüzümde tatlı bir kaşıntıyle beraber bazı kızarıklıklar oluştu. Sonra hızla kızarıklıklar artmaya ve yayılmaya başladılar. Doktora gittim, gece ve gündüz sürmem için 2 tane krem verdi. Kremler hiç bir işe yaramadılar. Aynı hastanede bir başka doktora göründüm ondan da iş çıkmadı.
***
O yaz, babaannem yüzüme dikkatle bakıp "Senin işin ocaklık" dedi. Ben hiç bir şey anlamamıştım ama yüzümdekilerden kurtulmayı her şeyden çok istiyordum. Bir kadın varmış, o kadının evinde bulunan ocağın külü (modern zamanlarda "şömine") şifalıymış. Oraya götüreyim ben seni dedi. Çok mutlu oldum, tuhaftır ama iyileşeceğime o anda inandım. Maaile bu kadının evine gittik. Ev, eski ahşap, köy evi. Babaannem durumumu anlattı kadın bizi içeri aldı. Bu arada ben çok heyecanlıyım ama böyle gizemli işlere de bayıldığım için merak ediyorum neler olacak. Biz ablamla bir odaya girdik tabi kadın yanımızda. Sonra kadın döndü ve dedi ki "Bizim büyücülükle işimiz yok, televizyonlarda gösteriyorlar ya? (televizyonda gizli kameralarla çekilen büyü bozan hilebazları ima ediyor) Şifasını Allah verecek. 3 tane ocak var inşallah senin hastalığının şifası bu ocaktadır." O an ablama baktım, gözlerini açmış, biraz da endişeli. Bizde çıt yok. Daha sonra, bir dualar okuyarak boynuma, kol bileklerime, ayak bileklerime ve belime kırmızı ipler bağladı. Dua okumaya devam ederek külü sulandırıp parmağıyla rastgele yüzüme, alnıma çaldı. Kahve fincanının içine biraz kül koyup üzerine su ekledi ve üstünde kalan küllü suyu içmemi söyledi, biraz tereddüt ettim ama buraya kadar gelmiştim, olacakları görmem gerekiyordu, suyu içtim. Kendimi bir şaman ayinin ortasında kalmışım gibi hissediyordum.
***
İşi bittikten sonra, ertesi güne kadar yıkanmamamı, sabah kalktıktan sonra bağladığı kırmızı ipleri çözüp, kuşburnu veya gül ağacına bağlayıp, arkamı dönüp gitmemi söyledi ve ekledi "Arkana bakmadan yürü kızım". Hiç bir ücret almadı. Bu işi para kazanmak için yapmıyordu. Ben, o gece hiç uyuyamadım yalan yok bir korku bastırdı. Ertesi gün ipleri dediği gibi gül ağacına bağladım ve dönüp gittim çok istedim bakmayı ama oyun bozanlık yapmak istemedim.
***
Sonuç olarak, kısa sürede yüzüm iyileşti hiç bir kızarıklık ya da iz kalmadı pırıl pırıl eski haline döndü ve ben hayretle bu iyileşmeyi izledim. O kadına ne kadar minnettar kaldım anlatamam, kendime güvenim geri geldi resmen. Tuhaf bir hikaye biliyorum ama ben bunu yaşadım, nasıl şifalı çamurlar, sular varsa şifalı kül de olabiliyormuş demek. Ancak işin kırmızı ipler, dualar kısmı tabi bir muamma.
***
Cildim hassas, güneşe aşırı duyarlı ama en azından çözümü belli, korunuyorsun önceden bir problem çıkmıyor. Halime şükretmeliyim. Bir daha yüzümde ilaçla, kremle geçemeyecek bir hastalık olursa o kadını bulmam çok zor. Gerçekten farklı bir deneyimdi, yine de bir daha yaşamamayı tercih ederim :)
Cuma, Haziran 27, 2008
CAHİL CESARETİ
Avrupa Birliği'nin, Erdoğan'a olan düşkünlüğü, onu her fırsatta gözetmesi, bizi devamlı AKP'yle uğraşırsanız cıss olur" diye uyarması bile bu hükümetin bizim için tam bir felaket olduğunun göstergesi değil mi?
***
Sabah otobüsten inmiş yürüyorum önümde iki tesettürlü bayan AKP aleyhine konuşuyorlar, kulak misafiri oluyorum (istemsiz diyemem) yol ayrımına gelince iki farklı yöne doğru gidiyoruz. Aklıma şahit olduğum bir olay geliyor. Olay, Taksim metrosunun çıkışında yaşanıyor, iyi giyimli 50 yaşlarında bakımlı bir bayan bağırıp çağırıyor ses giderek yaklaşınca dönüp bakıyoruz bayanın muhatabı tesettürlü bir bayan yanında eşi ve birde küçük çocukları var "Allah belanızı versin!" diyor kadın hırsla defalarca tekrarlıyor "Allah belanızı versin! Bu ülkeyi mahvettiniz!Defolun gidin!" aile şaşkın, tek bir kelime etmiyorlar, birbirleriyle bakışıyorlar sadece. Kadın kendi kendine bağıra çağıra gözden kayboluyor. Öyle üzüldüm ki o tabloyu görünce, yanlarına gidip kadının yaptığı densizliğe karşı özür dilemek geldi içimden. Kadının cahil cesaretine karşılık, bu aileden özür dilemek. Çocuklarının önünde onlara bunu yaşattığı için.
Cahil cesareti çok kötü bir şeydir. Örnek olarak Sayın Başbakan'ımızı ele alabiliriz. "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" derken, işçisini kameraların önünde "Ananı da al git!" diyerek azarlarken ya da "Türban siyasi simge olsa bile yasaklayabilir misiniz?" diyecek kadar ileri giderken cehaletinden cesaret alıyordu.
Gittikçe daha iyi anlıyorum.
Perşembe, Haziran 26, 2008
BİTMEYEN RÜYALAR
O kadar çok rüya görür oldum ki, her gece yatmadan önce "bakalım bugün ne senaryolar görücem" diyerek gözlerimi yumuyorum ve hemen uyuyorum. Evet, şu sıralar uykuyla en ufak bir problemim yok, gece muhakkak uyanıyorum ama tekrar uyumam fazla zaman almıyor. Akşam maç biter bitmez yattım, onun etkisiyle olsa gerek rüyamda maça gitmek üzere hazırlanıyordum, üstümde milli forma maç başlamış çoktan ama ben gidicem yani eminim arabaya biniyorum, bir arkadaşım var futbol sevdağlısı bana mesaj atıyor mesajı açıyorum Almanya bayrağı göndermiş yani demek istiyor ki "gol yedik!" olsun diyorum içimden yola devam ediyorum ulaşmak üzereyken bir mesaj daha geliyor içim cız ediyor mesajı açıyorum yine Almanya bayrağı "ben böyle işin içine..." diyerek uyanıyorum. Fazla sıvı tüketimi nedeniye uyanıyorum bu kez :) Neticeyi biliyoruz, rüyanın nasıl sonuçlanacağını hiç merak etmiyorum haliyle.
***
Evvelsi gece Tarkan'ı gördüm mesela pek işlek olmayan bir cadde üzerinde dükkan önüne açtığı tezgahında kendi elleriyle yaptığı kolyeleri bana satmaya çalışıyordu, hatta birini boynuma taktı.
"Hıı.. Çok güzelmiş" dedim yalan tabi hayatımda gördüğüm en dandik şeylerdi. Ordan uzaklaşmaya çalıştım. Ondan bir gün önce de yüzünü daha önce hiç görmediğim bir genç kız bana aşık olmuş, onu kırmadan ilişkimizin mümkün olamayacağını anlatmaya çalışıyordum (ilginç) "ben başkasını seviyorum" diyorum, onun bir erkek olduğunu belirterek! Kan ter içinde uyandım . Valla kız çok güzeldi, bakır tonlarındaki saç rengine bayıldım. Hatta kuaförünü sormayı düşündüm rüyamda ama fırsat olmadı bir türlü, daha önemli sorunlarım vardı o sırada. Sonra, dün bir kadın durakta gelip saçımın rengini çok beğendiğini, arkadan çok güzel göründüğünü(!) söyledi akabinde rüyam aklıma geldi. Ama ben o renk boyatıcam galiba saçımı. Rüyamdaki kızın saçı gibi, olmadı ona yakın bir şeyler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

