
Kraliçe Margot'u birkaç sene evvel izledim. Aklımın bir köşesinde dvd'sini alma fikri hep vardı. Fakat filme hiç rastlamadım, özel bir arayış içine girdim mi? Yok onu da yapmadım galiba. Fakaaatt hoş bir tesadüftür ki "Home Video" dergisi bu ay Margot'u veriyormuş, kaçırmadım tabi.
Bir dişi olarak, Vincent Perez'in güzelliği değildi beni cezbeden. Tüm yakışıklı oyuncuların mutlak kaderi "aslında oyunculuğunda iş yok saf görüntü" yorumunu onun için yapamayız elbet, üstelik güzel de iş çıkartmış ama... Ama derdim onunla değil benim. Derdim, Jean-Hugues Anglade.
Ben onun için söyleyecek söz bulamam. O ne büyük bir adamdır! Dizlerimin bağı çözüldü resmen! Her izleyişimde aynı şeyi hissedebilmem, tarifi yok bu duygunun. Dvd yi alırken bile "onun olduğu sahneleri başa sarar sarar izlerim" diye düşünüyordum. (deli değilim) Tüm planım, bir an evvel eve gidip filmi koymak, özellikle de kralın zehirlendiği bölüme geldikten sonra son nefesine kadar devam eden bölümü yüzmilyon kere izlemek izlemek izlemek...
Ancak işler tam da düşündüğüm gibi gitmedi o akşam eve resmen ölüm vardığından filmi izlemek yalan oldu.
Ertesi günü bekledim.
Ertesi gün geldi, akşamı bekledim. Nihayet akşam oldu. Filmi koydum. İzledim ve İŞTE BUDUR!
***
Betty Blue ve Nıkıta'dan hatırlıyorum kendisini. Nadide Fransız aktörlerinden biri.

Carlo Bruni Vincent Perez gibi bir adamla aşk yaşadıktan sonra Sarkozy'le ne işi var bilmiyorum. Ya da bundan bana ne?




