Pazartesi, Mart 24, 2008

ÖZETLE

Kanyon'dan hoşlanmıyorum
D&R' dan da haz almıyorum. Evlerinin önü boyalı parçasının cover halini duyduğum an kaçıyorum, evet onu da sevemedim ben bir türlü. Ancak D&R'a hitap eden bir parça olması dolayısıyla iki kere üst üste müşterilere dinletmelerinde bir sakınca görmemelerine kızamıyorum bile, nihayetinde işimiz düşmüştü bu mağazaya ve misafir umduğu değil bulduğuyla yetinmesini bilmeliydi. "Duymazdan gel" dedim dişlerimi sıkarken, "sadece filmlere konsantre ol!" Burcu sıkı bir liste hazırlamış, çok bilinçli bir sinema severi yetişiyor ne güzel. Onun filmlerini seçtik pür dikkat. Bir sonra ki sefere alınacak filmleri de belirledikten ve en sonunda french press'ime de kavuştuktan sonra eve yollanabildik. Yemek yiyelim, film izleyelim derken kendimi yatağa nasıl attığımı bilemedim.
Uyuşuk bir hafta geçirmem dilerim...


***


Özbek ve Uygur müziklerinin yer aldığı bir albüm almak istiyorum, henüz araştırmadım ama çok yakın zaman da almalıyım, kafama koydum bir kere... Perküsyon performansı gibi bir şey de olabilir, Beyoğlu'n da bulabilirim zannedersem.


***

Bazı arkadaşlarınızla çok sık görüşemesenizde sizi öyle iyi tanırlar ki; bir öğleden sonra sahip olabileceğiniz en sıkı albümlerden bir kolaj hazırlayıp size hediye edebilirler. Sevdiğiniz vokallerin, grupların muhteşem albümlerinden harikulade bir karma! Msn'de, telefonda, yüz yüze geldiğimde sürekli sürekli teşekkür ediyorum bu ince davranış için, öyle ki bıktı artık "yaa tamam mühim bir şey değil" diyerek konuyu kapatıyor. Eş dost iyidir :)
***
Nisan'a şurda ne kaldı?

Cuma, Mart 21, 2008

ALAKASIZ KONULAR

İm Juli ne kadar güzeldi. Bunca zaman niçin izlememişim, hep ertelemişim...



"Aşkım, kilometrelerce yol kat ettim nehirleri geçip, dağları aştım
Hüsrana uğradım ve ızdırap çektim
Nefsime karşı koydum ve güneşi takip ettim
Böylece senin önünde duruyorum
Ve sana 'seni seviyorum' diyorum."


Fatih Akın'ı beğeniyorum fakat itiraf etmeliyim ki Temmuzda'yı izleme nedenim Moritz Bleibtreu'dan başkası değildir. Tüm filmlerine sahip olmak gibi bir amacım var. Oyunculuğu çok akılda kalıcı, hayranlık uyandırıyor, oynadığı rolle ilgili bir şey değil bu tamamen kendisiyle ilgili. Run Lola Run' da sürekli onun göründüğü sahneleri bekledik belki, belki Temel Parçacıklar'ı hala unutmadık... Hiç şüphe yok ki gördüğüm en güzel ağlayan erkek (bkz. ağlama fetişisti) ve karakteri öyle güzel ifade ediyor ki, Alman filmlerinde görmeye alıştığımız bir yüz olmasına rağmen hiç yadırgamıyoruz, yüzü eskimiyor.
***
Gündemin hali fena, AKP'ye açılan kapatma davasından bir gün önce rüyamda devamlı emir kipiyle konuşan Sayın Erdoğan'ı gördüm. İştahla yemek yiyordu, bir yere yetişmesi gerekiyormuş da bir an önce karnını doyurması lazımmış gibi, sağlığı açısından zararlı olduğu için yasaklanan acı biber turşusunu kimse görmeden mideye indirişini izledim. Sabah öyle bir açlıkla uyandım siz tahmin edin... Günün devamında da bu olaylar cereyan etti, ben de neden acele ettiğini anlamış oldum.

Cuma, Mart 14, 2008

BAŞLIKSIZ

Bir yaz günü beyaz pantolon ve açık renk gömlekle sağanak yağmurun altında kaldığım günden bu tarafa çok tedbirli bir insan oldum çıktım. Hayatımda yaptığım en uzun ve zor yürüyüş benim için, o beş dakikalık yolu katedebilmekti keskin bakışlarla...

Yok olmak istemiştim bugün hala o hissi hatırlayabilirim.

Sonra bende yağmurda ıslanmak fobiye dönüştü. Biraz bulut görsem alırdım yanıma şemsiyemi.

Dün unutmuşum. Eve dönerken ıslandım fakat sırılsıklam olmadım, güzeldi. En azından bacağımda incecik beyaz bir pantolon yoktu, gönül rahatlığıyla yoluma devam edebilirdim.


***



Eve ulaştım, kısa bir süre sonra elektrikler kesildi, hemen gelmesin istedim, mumları yaktım. Mecburan televizyon hayatımızdan çıkacaktı bir süre (bu harika olurdu) Sonuç olarak problem her neyse hemen çözüldü (belediye çalışıyor!) elektrikler geldi, mum ışığında akşam yemeği hayal oldu...

Pazartesi, Mart 10, 2008

IVIR ZIVIR

Belirsizlikten ne kadar kaçarsam kaçayım o gelip beni buluyor.
Ve sonunda anlıyorum ki belirsizlikten kaçamazsın. O kaçınılmazdır. Dahası, bu sandığım kadar kötü birşey değildir. Fazla garantici olmamak lazım.
Bu durumu kabullendiğimde omuzlarımda ki yük kalkıyor, ılık kahvemden bir yudum alıyorum ardından uzun bir "ohhh!" çekiyorum.
Şimdi, her sağlıklı insan gibi baharın gelişine sevinebilirim.


***
Yürüyorum, çopur yüzlü bir oğlan önümü kesip, elindeki gazeteyi burnuma sokarcasına uzaltıyor.
"Korkma!" diyerek hem de, hem de küstah gülüşünü gizlemeye gerek duymadan. Zihnim öyle dolu ki, bir çocuğa bir elindeki palavraya bakıyor, ellerimi cebimden çıkartmadan yürümeye devam ediyorum. Bacağında Dıesel pantolon ile yeterince inandırıcı olamıyorsun demeyi isterdim lâkin ağzımı açacak takatim yok. Dünyanın en kısa metrosuyla yolculuk yapmış olsam dahi halsizim. Sanırım, bahar yorgunluğu başladı bende.



Kolera Günlerinde Aşk'ı izledim. Tek söylemek istediğim çıktığımda yoğun bir şekilde Captain Black içmek istediğimdir. Bir de aşk gerçekten hastalık, çoook güzel bir hastalık.