
Türk Kahvesi hayatımın elzemlerinden.
Maksat muhabbet olsun diye fal da bakarım. Bu benim açımdan hiç de iyi bir şey değildir.
Çünkü falı gerçekleşen bunu başkasına anlatır, o gider bir başkasına... Böyle durumlarda bütün ailenin toplandığı ortamlara benim hiç girmemem en güzelidir.
Kahveler kaynatılır, herkes birbiriyle yarışa girer "önce fincanı ben kapatmalıyım ki rahat kafayla ilk bana baksın" cümlesini zihinlerinden okurum. Herkese sırayla bakarım, tabi atar tutarım ama nedense "aaa gerçekten de bildiii" yi duyarım, rahatlatıcı şeyler söylerim ziyadesiyle aynı gün içinde iki kere fal bakmamı isteyen densizler çıkabilir.
Çekirdek aile içinde gerçekleştirdiğim bu aktivitenin geniş aileye taşınmasını hiç bir zaman istemedim.. "Hayır ben hiç anlamıyorum", "tallahi bilmiyorum" da desem, elbette onların dediği oluyor, kimse kırılmasın diye herkese bir- iki laf ediyorum. "Aaa hemen de bittiler" mi istersiniz, "Ya ama ona daha çok şey söyledinler" mi istersiniz türlü türlü tepkiler karşısında sabırla, benim de zaten 'çok iyi fal bakarım' gibi bir iddiamın olmadığını belirtirim.
Bu durumdan ne denli sıkıldığımı bilen annem; "Bundan böyle fal falan bakmıyorsun kimseye. Bana da" dedi.
"Neden bakmıyorsun diye sorarlarsa?" (görüyorsunuz ki bende ödleklik tavan yapmış)
"Fal baktıktan sonra kötü rüyalar görüyorum dersin"
Fal baktıktan sonra kötü rüyalar görmüyorum ama zaman zaman gördüğüm kötü rüyaların faturasını pekâlâ kahve falına çıkartabilirim :)
***
Böylece, blog yazarının bir sorunu daha validesi tarafından bertaraf edilmiş oldu. (mutlu son)




Karla ilgili sevinçli, gülücüklü ünlemlerle biten sözcüklere tahammül edemez olmak! 
