Salı, Kasım 27, 2007

GELDİ&GİTTİ

*Aksırırken koca ağzını patisiyle kapatmaya çalışan sokak köpeği

*Büyük Londra Oteli'nin berbat türk kahvesi (hiç yakışmadı)

*VİP koruması tarafından paylanan taksici / İstanbul'un en suratsız taksicileri
*Sarayburnu... İllâ ki Cezayir Çıkmazı... Amy Winehouse... Elvis...
ve daha da fazlası = M
Fakat en güzeli, bu kez çok daha farklı diyebilmek, tinsel bütünlük ve tereddüt hislerinin mahal bulmamış olması, aynı şehir, sonbahar mevsimi,"Bir gün bundan da fazlası olabilir, neden olmasın?" düşünü eş zamanlı kurabilmek.


Perşembe, Kasım 15, 2007

YOUTHANASİA

Youthanasia. Dinlemeyeli çoook uzun zaman oldu musicopat sağolsun. Bu albüm birilerinin evlenmesine dahi vesile olmuş idi. (Bu albüm dü değil mi?) Öyle kutsal bir anlamı var bizim için. Metallıca, Dave Mustaine kıskançlığını bastıramamış "yılanın başını küçükken ezmeli" zihniyetiyle gruptan atmış değil miydi? Ellerine sağlık. Megadeth ile Metallıca yı kıyaslamam bile, açık ara Megadeth öndedir. Özellikle de izlediğim Metallıca belgeselinden sonra kendime defalarca "hayır, sakın onlardan nefret etme" dediysem bile ne kadar işe yaradı ki? belki çok az...


Pazartesi, Kasım 12, 2007

DÜN GECE SAAT 22:40 SULARINDA


"Mizah, bizim hayatta kalma gücümüzü yükseltir
ve aklımızı korur"
Charlie Chaplin



Cumartesi, Kasım 10, 2007

10 KASIM 1938



Ulu önder liderimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm yıldönümünü keder ile anıyor, onun açtığı yolda ilerleyeceğimize and içiyoruz.

Salı, Kasım 06, 2007

G



Kadim dostum G,
bir gün polisi arayıp, okuduğumuz lisenin önüne o dönem bizim semtte popüler olan bir örgüt ismi vererek okul bahçesine ne idüğü belirsiz bir paket bıraktıklarını söylediği gün, memurun, "Bak kızım sen şu an ......... belediyesinin yanında ki telefon kulübelerinden arıyorsun,(evet pek zekiyiz belediyenin dibindeki kulübeleri seçmişiz ihbar vermek için) ben hepsini buradan görebiliyorum, okula ekip yollarım, yalansa hayatın kayar, asılsız ihbardan içeri atarım seni" dediğinde bile uzun süre yalan ihbarını sabırla devam ettirebilmiş tiyatral yeteneği ile dudak uçuklatmış bir dostumdur. Olayın asıl sorumlusu elbet bendim yapabileceğine inanmamıştım şaka yollu bir iddialaşmanın sonucunda onun;


"Tamam yapıcam ama sen bana inandırıcı bir örgüt ismi ver, birde yakalanırsak beraberiz" sözleriyle gaza gelmem ile birlikte, dönülmez bir yola girmiştik. Yine o okulda okuyan ve olayı bizzat gören öğrenci kimliğiyle aramıştı kendisi ve rolünün hakkını fazlasıyla da vermişti. Tabi memur çok ciddiydi, artık devamında daha neler söylediyse G'nin yüzü renkten renge giriyordu, "Tamam artık kes" diyordum kapatmıyordu bir türlü, en sonunda özür diledi iddiaya girmiştik biz, şaka hepsi şaka:(
Kulübeden çıkınca"Banu ömrümden ömür gitti çabuk gidelim" diyerek çekiştirdi beni anlat diyorum susuyor, sadece yürüyor bir an dedim ki; evet herhalde biz bittik! Okula tam yaklaşmıştık ki ne görelim bir polis aracı okulun önünde durmuş, memurlardan biri okul güvenliğiyle konuşuyor, işte o zaman nasıl korktum, kendime ne küfürler ettim... Hayatımda hiç o kadar çok korktuğumu hatırlamıyorum, ailelerimize ne diyecektik? Memurlar çok ciddiydi, hiç de öyle bunlar 15 yaşında çocuk affediverelim diyecek tiplere benzemiyorlardı. G ve ben hücreye atıldığımızı polislerin bizi tartakladıklarını hayal etmeye başladık, öyle bir şey olursa onları mahkemeye veririz diyorduk dizlerimiz tir tir titrerken :) Aramızda kalacağına, kimseye bahsetmeyeceğimize dair yemin etmiştik, ancak bu yemin zaman aşımına uğradığı için rahat rahat yazıyorum. İşin aslı, polisler bizi yakalamaya değil, okulun karşısında ki büfeyi araştırmaya gelmişlerdi, güvenliğe de orayla ilgili bazı sorular soruyordu. Olayın aslını öğrendiğimizde birbirimize sarılıp "geçmiş olsun" dilemiştik :)
***
G, o dönem acayip Murat Kekilli hayranı, cep telefon numarasını bulmuş, arayacak, beraber gidelim dedi, telefon açacağımız yer yine o kulübe :) nitekim konuştu çok mutlu böyle çığlık falan atıyor, zıplıyor... Görüşme bitti okula geri dönüyoruz ama onda bir hafiflik var ellerini kollarını sallaya sallaya, dans ederek yürüyor, sırasına oturduğunda anlıyoruz ki o hafifliğin nedeni cüzdanını kulübenin üstünde unutmasından :) Tek hatırladığım, birine vermek üzere içinde muazzam para olduğu ve cüzdanın ona içi boş bir şekilde geri döndüğü...
Yine aynı G, Metallıca Türkiye ye gelmiş, konser verecek, konserden bir gün önce bir radyo programından bilet kazanıyor, konser dönüşü anlattıkları tam olarak şöyleydi sanırım; Işıklandırma harikaydı, ben hep ışıkları izledim :s
***
İkimizde Haktan Akdoğan'a aşıktık :) O zaten Ufo manyağıydı Taksim'de bir seminere katıldığı günden itibaren, onu götürecekleri günü bekliyordu.
***
Küfürbaz, asabi, çevrenin "Erkek gibi bundan korkulur" diye çekindiği dostum nasıl oldu da bütün o sivrilen yönlerini törpüleyebildi hayret ederim, bunu ona aşk yaptı hem de benim de çok yakından tanıdığım onunla aynı seneler de tanıştığım bir arkadaşımla olması ne mutlu :) Bir ömür mutlu olsunlar dilerim.
***
Not : Yaşamın Kıyısında büyük beklentilerle gidip boş dönmediğimiz bir film- Baki Davrak ve Patrycia Ziolkowska zihnimizde iz bırakanlar.
İzlerken aklıma M'nin Büyük Londra Oteli'ni seveceği geldi. Onunla cafe'de birer Türk Kahvesi içmek şart oldu.