Pazartesi, Mayıs 21, 2007
Cumartesi, Mayıs 19, 2007
ÇİT
Dün Doris Pilkington'un Çit isimli kitabını bir kez daha okudum. 1931'de Batı Avustralya'da yaşayan Aborjinlerin hayatı ve siyah çocukların, 'Monore River Yerli Merkezi' ne eğitim amaçlı ve eğitimleri biter bitmez evlerine dönecekleri vaat edilerek, ailelerinden zorla alınıp gösterilmediği, beyaz ailelere verilerek dillerini, kültürlerini unutmaları için baskı ve zor kullanıldığı utanç verici günleri anlatıyor kitap... Gerçek bir yaşam öyküsüne dayanıyor üstelik. 14,10 ve 8 yaşlarında 3 kızın tavşan çitini izleyerek hem de 9 hafta içinde, yetişkinlerin atlar ve develerle yürüdüğü bu yolu, yalın ayakla kat ederek, köyleri Jigaloga'ya, ailelerinin yanlarına dönüş mücadelelerini hayretler içinde ve içim sızlayarak bir kez daha okudum. Bu yürüyüş, Avustralya tarihinin en uzun yürüyüşlerindenmiş. Ayrıca Avustralya hükümeti, 1997'de Aborjinler den resmen özür dilemiş. Ne kadar geç kalınmış, ne kadar anlamsız bir özür. Hükümet bu özrü dilerken, kim bilir o insanlar ne düşündüler, içlerinden neler söylediler...

Cuma, Mayıs 18, 2007
Müdürün şu sıralar işi çok, şirketin şantiyelerinden birinin proje müdürü umreye gitmiş, bizimkini 1 haftalığına oraya yönlendirdiler, sürekli şunu söylüyor "ohh!yaşadınız valla 1 hafta rahatsınız" oysa ilgisi yok gerçekten çünkü o varken rutin ne oluyorsa yokluğunda da aynı işler devam ediyor, belki bana verdiği ekstra işler olmuyor ama onlar da zaten yok denecek kadar az diyebiliriz...
***
Bu sabah münibüs için bozuk para ayarlarken aklıma çocukluk takıntım geldi ablam bu takıntının adını "adam ne deeer" koymuştu nedeni şudur; ben markete yada bakkala bozuk para ile gidemezdim çünkü acayip utanırdım, kendi kalıpları olan bir çocuktum ben. Kasaya bütün para ile gidilmeliydi bana göre, sonra kasadaki amca onu bozar üstünü verirdi, birde üstünü onun yanında sayamazdım çok ayıptı ne yani adam beni kandıracakmıydı, ona güvenmeyecekmiydim vs. vs. Anneme pek birşey diyemezdim de, ablam beni birşey almaya yollayacaksa ve elime bir avuç bozuk para verdiyse, yaklaşık 1 saat sürerdi beni ikna etmesi. Ben başlardım yaygaraya "Bütün para veeer", "Ama abla adam ne deeeerr" o ise sabırlı bir ses tonuyla "Adam ne diyecek, onlara bozuk para gerekiyor, memnun bile olurlar" benimle bir süre cebelleştikten sonra bende tıs tıs yürürdüm, gidip kasaya bozuklukları verene kadar büyük bir kalp çarpıntısı, kulağa ne kadar aptalca gelse de öyle... Ablam, eminim arkamdan ne kadar gülüyordur :) Bu vesileyle onu ne kadar çok sevdiğimi söyliyeyim ayrıca bana tahammül ettiği için sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim, zaten bir çok açıdan hayatım boyunca ona borçlu kalacağım :)
***
Dönem dönem bazı gruplar yada müziklere takılır kalırım, şu dönemde deep purple hastalığı hortladı bende EN BÜYÜK DEEP PURPLE, YAŞASIN HARD ROCK!!! ( hadi bakalım hayırlısı)
Salı, Mayıs 01, 2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

