
Haftasonu bitti... Geldi çattı koca hafta :(
Cumartesi oldukça iyi geçti, erfeyle buluşmak içinTaksim'e gittim epeyde erken gitmişim biraz tur attım, megavizyona gittim. Bu arada çok feci bir olay oldu, yolda yürürken Ali Çatalbaş'ı gördüm :( üstelik tek başınaydı, istediğim şey bir resim çektirmek onunla ama cesaret edemedim :( aklıma geldikçe sinir oluyorum, çok vaktini almayacaktım, güzel bir anı olarak saklayacaktım, hayran olduğum bir tiyatrocu kendisi. Sonra düşündüm acaba Ferhan Şensoy olsaydı yanımdan geçen o zaman çok daha fazla kahrolurdum sanırım bu aptalca tutuk davranışıma... Herneyse geçen geçti artık...
Vakti gelince gittim, buluşma yerine, füniküler hattına doğru yol aldım (bunu söylemeyi seviyorum "füniküler") erfenin ilk füniküler deneyimiymiş, kısa sürdüğü için üzüldü.
Birşeyler yedikten sonra gittik Çorlulu Ali Paşa Medresesine, kahveler ve nargile söylendi. Ben herzamanki gibi erfenin falına baktım, üstüne birde kendi falıma baktım. Sonra Eminönüne indik, görümcesinin oğlunun doğumgünü varmış ona hediye olarak turuncu renk iki balık aldık. Daha yapacak çok şey vardı amma müstakbel eşi aradı yakınımızdaymı, "alayım sizi" deyince geziyi bitirmek durumunda kaldık, neyse ki minder kılıflarımı alabilmiştim:) İdo nun önüne geldik Mehmet i arabanın içindeydi nasılsın, iyimisinlerin ardından ben vapura yollandım. Vapurun üst katında, kulağımda Bjork Kadıköy'e geçtim, güzeldi. Otobüse de tam zamanında yetişmiştim, bizim oralarda oturan hoş bir çocuk var, servisim yoktu eskiden ve ben onunla sık sık karşılaşırdım tesadüf bu ya o da vardı araçta:) ve bana yer vererek bir puan daha kazandı isimsiz kahraman... Eve dönüşte dondurma, maden suyu ve pazar günü için türk kahvesi aldım, sıcaktan erimek üzereydim ki eve yetiştim.
Pazar günü, saat 12:30 da kalktım, gözlerim ve başım ağrıdan çatlayacaktı, nasıl uyumuşum böyle hayret... Annemde kaldırmamış, saati görünce şok oldum, gözlerim yumruk gibi:) mutfağa gittim annem ekmek yapıyor, hemen kahvaltı hazırlandı, uzuun bir kahvaltı yapıldı. Sonra ben cam sildim, evet ben yaptım bunu kimsenin baskısı olmadan:) ardından dişçiye gittik, sonra oturduk, yedik, içtik, yaydık her pazar olduğu gibi.


